Aşk Bilimsel Olarak Nedir Nasıl Aşık Olunur?

/ 22 Şubat 2019 / 80 views / yorumsuz
Aşk Bilimsel Olarak Nedir Nasıl Aşık Olunur?

Herkes sevginin, aşkın kalple bağlantılı olduğundan bahseder. Kimileri kalbiyle sevdiğinden bahsederken kimileri de sevdiğine kalbimdesin diyerek, sevgisini anlatmaya çalışır. Acaba gerçekten de aşk kalple mi olur? Yeni tanıştığımız birini biraz zaman geçtikten sonra neden en baştaki gibi arzulayamıyoruz? Kalbimiz zamanla işlevini mi yitiriyor?

Kalp, bir tür kan pompalama organı olmasına rağmen bir çoğu insan kalbiye aşk yaşadığından bahsediyor. Siz değerli okurlarımıza soracak olursak, kalbiniz düşünebiliyor mu? Kalbiniz düşünemiyorsa nasıl sevebiliyor? Çeşitli bilim insanları bu soruların cevaplarını merak etmiş ve sonunda da cevapları bulup listelemişlerdir.

Bilim insanları, çeşitli araştırmalar sonunda aşkın sadece beyinle olduğunu bulmuştur. Evet, şimdi ne alaka, nasıl gibi soruları sorabilirsiniz ya da bize kızabilirsiniz. Biz de bu davranışlarınızı doğal karşılarız.

Çünkü çok uzun yıllardır edebi şiirler de, kitaplarda ya da çevremizde aşkın hep kalp ile bağlantılı olduğu söylendi. Ama aşk kalp ile bağlantılı değildir. Diğer duygular da dahil aşkın hissedildiği tek yer beyindir ve aşk hormonal bir tepkimedir.

Nasıl aşık olunur?

Aşk, bilimsel olarak biyokimyasal bir gerçekleşimdir. Aşık olmamızı sağlayan hormonlar arasında, testosteron, östrojen, sinir büyüme faktörü, vazopressin, norepinefrin, serotonin, dopamin, oksitosin ve serotonin bulunmaktadır. Bu hormonların yerine göre devreye giriyor ve işlevini gösteriyor.

Aşık olduğumuz kişiyi gördüğümüzde kalp atışımızın hızlanmasından tutun, başlangıçta çok sevdiğimiz birine bir süre sonra bağlılığımızı yitirmemize kadar, bu hormonlar devrededir.  Şimdi bunlardan bazılarının, vücudumuzda ne gibi tepkimelere sebep olduğunu, aşağıda açıklayacağız.

Norepinefrin (Noradrenalin): Aşkın kalp ile bağlantılı olduğunu söylemelerinin asıl sebebi, noradrenalin hormonudur. Noradrenalin hormonu, strese karşı vücudumuzda oluşan bir hormondur. Noradrenalin hormonunun vücutta oluşmasıyla birlikte, kişinin kan geçişleri hızlanır. Kaslara daha çok kan pompalanır.

Kişide ağız-dudak kuruluğu görülür. Mide de bağırsak da farklılıklar hissedilir. İşte tam olarak bu tepkimelerden ötürü aşkın kalp ile ilgisi olduğu söylenir. Noradrenalin hormonunu sayesinde, aşık olduğumuz kişiyi gördüğümüzde kalp atışlarımız hızlanır midemiz gevşer.

Bu hormonal tepkimeleri insanlar, aşık olunca kalbim küt küt atıyor onu görünce vücut ısım artıyor, diyerek kalp ile ilintilemişler. Oysa bu söylemler bilime hakarettir. Aşkın yaşandığı tek yer, beyindir.

 Östrojen: Kadınlık hormonu olup, erkeklerde de az bulunan bu hormon, kadınlarda vajinanın ve döl yatağının çiftleşmeye hazır olmasını sağlar. Aynı zamanda bu hormon, sempatisi olan bireyin yanında vajinanın ıslanmasını sağlayabilir.

Testosteron: Erkeklik hormonu olup, kadınlarda da az miktar da bulunan bu hormon, erkeklerde çiftleşmek için hazırlığı sağlar. Arzuladığı bireyin yanında ise penisin büyümesine ve sertleşmesine sebep olur.

Dopamin: Mutluluk hormonu olarak tanımlanan dopamin hormonu coşkulandığımız, heyecanlandığımız vakit devreye girer. Dopamin hormonu en iyi antidepresan uygulması yerine geçebilir. Bu hormon çoğu uyuşturucuyla aynı veya daha iyi etkiye sahiptir.

Sevgilinizi gördüğünüzde ya da görmeden önce heyecanlanıp yüzünüzde güller açmasının sebebi, dopamin hormonunun vücutta salgılanmasıdır. Dopamin hormonu en çok da, cinsel birleşim esnasında salınmaktadır. Bu yüzdendir ki cinsel birleşim devam ederken, aşırı bir heyecan ve coşku görülür.

Sinir büyüme faktörü: Yine aşk hormonlarımızdan olan bu faktör, ilk aşık olduğumuz vakitler de hızla artışa geçiyor. Aşık olduktan 1 sene sonra bu kimyasal, geri sayım yapmakta ve en sonunda eski haline dönmektedir. Buna bağlı olarak da araştırmalar gereği bilim insanları, aşkın ortalama 1-2 sene sürdüğünü vurgulamaktadır.

Oksitosin: Sinir Büyüme Faktör’ü ilişkinin ömrünü kısaltırken, oksitosin hormonu ilişkinin ömrünü uzatabilmektedir. Oksitosin hormonu ilişkide bağlılık seviyesini artırarak, ilişkinin uzun yıllar devam etmesini sağlıyor. Bazı ilişkilerin kısa sürmesi, oksitosin seviyelerinin düşük olmasından kaynaklanabilir.

Cinsellik aşkın süresini uzatır mı? Orgazm esnasında oksitosin salınımı maksimum düzeydedir. Böyle olması da, cinselliğin ilişki de ne derece önemli olduğunu açıklamaktadır.

Serotonin: Mutluluk hormonun önde gelen hormonu, serotonin hormonu. Serotonin hormonu aşık olan kişinin vücudunda mutluluk salınımı yapmak yerine, obsesif-kompulsif adındaki psikolojik rahatsızlığı yaşatır.

Obsesif-kompulsif, bir tür endişe-takıntı rahatsızlığıdır. Bu yüzdendir ki aşık olduğumuzda, aşık olduğumuz kişiden başka birisini düşünemeyiz ve takıntılı bir karaktere bürünürüz.

Tüm bu bilimsel gerçekler yanında ilişkinize duygusal sözcükler katmanıza tabi ki karşı değiliz ancak, bu gerçekleri unutmamak da fayda var.

Yazımızı sonlandırmadan önce, ikili diyaloğunuza da önem vererek, çekinmeden ve sürekli renk katarcasına cinsellik yaşamanızın, bağlayıcı bir ilişki yaşamak adına, geçerli bir sebep olacağını belirtmek isteriz.


HİTÜ Spor Bilimleri Fakültesi'ni tamamladı. Anadolu Ü. İletişim Bilimleri Fakültesi'nde 2. lisansına devam ediyor. Hobi olarak giriştiği PHP yazılım dilinde uzmanlık unvanı aldı.